
Kanada’ya ve özellikle British Columbia eyaletine gerek Turizm okumaya gerekse Turizm sektöründe doğrudan çalışmaya gelmeyi düşünenler için çok yararlı olabileceğini düşündüğüm Go2 adlı websiteyi sizlerle paylaşıyorum. Umarım faydalı bilgiler edinirsiniz.
“Kanada vizesi almanın çok zor olduğunu duydum” diyerek bize gelen birçok öğrenci oluyor. Türkiye’deki danışmanlık firmaları Kanada ile pek çalışmadıkları için Kanada vizesinin zor olduğundan bahsederek öğrencileri diğer ülkelere yönlendirmeye çalışıyorlar. Kanada vizesi almak bir Amerika, İngiltere ya da Avustralya vizesi almaktan daha zor değildir. Vize için istenilen belgeler hemen hemen aynıdır. Üstelik en azından Kanada vizesi başvurusunda mülakat stresi olmuyor çünkü Kanada Konsolosluğu öğrenci ile yüzyüze görüşme yapmıyor. Başvurular kargo ile gönderilebiliyor.
Kanadam.com olarak öğrencilerimizin vize red risklerini minimuma indirmek için vize paketi hazırlıklarında kendilerine profesyonel destek veriyoruz. Üstelik boş yere masraf yapmalarını engellemek için okul başvurularını yapmadan önce öğrencilerimizin Kanada vizesi alma şanslarının ne olduğunu en doğru şekilde belirlemeye çalışıyoruz.
Bazı öğrencilerimizin konu ile ilgili tecrübelerini Kanadam.com facebook grubumuzdan ya da Kanadam.com forumdan inceleyebilirsiniz.
Vize deyince insanın stres olmaması mümkün değil. Bir de bu strese kulaktan dolma bilgilerin eklediği yük inanılmaz derecede. Kanada’da öğrenci vizesi sözkonusu olunca ise her kafadan bir ses çıkıyor. Umudunuzu yitirmeden, yanlış ve kişisel yorumlara kapılmadan önce kendi hak ve sorumluluklarınızı iyice öğrenmenizde fayda var. Unutmayın ki her bireyin sahip olduğu nitelikler ve içinde bulunduğu şartlar farklıdır. Vize şansınızı başkalarıyla kendinizi karşılaştırarak anlamaya çalışmak yerine vize koşullarını ne kadar yerine getirdiğinizi belirlemeye çalışın.
Daha önce de belirttiğim gibi herşeyin başı bilgi. Ben de her fırsatta kendimi bu konularda geliştirmeye ve gündemi takip etmeye dikkat ediyorum. Geçen hafta University of Victoria’ya CIC yetkilileri geldi. Amaçları uluslararası öğrencileri vize ve göçmenlik konularında aydınlatmak. Bu fırsata balıklama atladım tabi :) Bu “ulu” insanları yakından görüp soru yağmuruna tutmam şarttı. En çok da acaba benim bilmediğim nelerden bahsedecekler diye düşünerek gittim.
Oldukça sıcak bir ortam vardı. Oldukça kapsamlı bir sunumdan sonra salonda bulunan yaklaşık yüz civarı yabancı öğrencinin sorularını sabırla cevapladılar. Bir kez daha emin oldum ki bir kez Kanada’ya geldikten sonra gerek vize uzatılması gerekse göçmenlik konularında Kanada içinde bulunan ögrencilere mümkün olduğunca kolaylık sağlamaya çalışılıyor. Yeter ki ögrenci kuralları iyi anlayıp dışına çıkmasın.
Aşağıda genel olarak ilginizi çekebilecek bazı bilgileri size de aktarmak istiyorum:
Bu izinlerin hiçbiri için LMO (Labour Market Opinion) gerekmiyor. LMO, Service Canada tarafından yapılan, sizin spesifik durumunuzda başvurduğunuz alanda çalışmanızın Kanada ekonomisi için faydalı olup olmadığını belirten açıklama. Faydalı denirse ancak o zaman çalışma iznine başvuruluyor. Tabi yukarıdaki kategoriler için bu geçerli değil. LMO hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Şimdilik daha fazla konuyu uzatmak istemiyorum. Bir sonraki yazımda bu konuları tartışmaya devam edeceğim.

Kanada’ya göçmen olarak geldiniz iş bulmakta mı zorlanıyorsunuz, ya da öğrencisiniz ve çalışma izni başvurunuzu yaptınız onu mu bekliyorsunuz, ya da göçmenlik başvurusu yaptınız ve henüz süresiz çalışma izniniz gelmedi mi…? Gerekçeniz ne olursa olsun eğer şu an Kanada’da yasal olarak çalışamıyorsanız çalışma izninizi beklerken gönüllü işlerde çalışabilir ve bu şekilde Kanada’da iş tecrübesi edinebilirsiniz.
Kanada’da gönüllü işler o kadar yaygın ki bu tarz işlerin koordinasyonu için faliyet gösteren non-profit kuruluşlar var. Bunlardan en popüler olanlarından biri Volunteer Vancouver. Kurumun websitesindeki bilgi bankasında İngilizce seviyenize, yaşınıza, çalışmak istediğiniz iş türüne, vb.gibi kriterlere göre tarama yapmanız ve kendinize uygun iş bulmanız mümkün. Tabi adı üzerinde bunlar gönüllü pozisyonlar olduğu için çalışma karşılığında herhangibir ücret almıyorsunuz. Para kazanmayacağınız için de gönüllü işlerde çalışabilmek için çalışma izninizin olması gerekmiyor.
Peki para kazanmayacaksam neden boş yere çalışayım ki diyebilirsiniz. Eğer maddi açıdan sorununuz yoksa kesinlikle gönüllü işleri değerlendirmenizi tavsiye ederim. Bu şekilde çalışma izninizi beklerken Kanada’da iş tecrübesi edinme imkanınız olur. Her fırsatta belirtmeye çalışıyorum; Kanada’da iyi bir kariyer yapabilmek için Kanada’da iş tecrübenizin olması çok önemli. Resume’nizde yer alacak gönüllü işler – özellikle başvuruda bulunduğunuz pozisyon ile ilgili işler – Kanada’lı işverenler tarafından pozitif değerlendirilecek ve başvurunuzu birçok kişinin önüne geçirecektir.
Gönüllü işlerde çalışmanın diğer avantajları ise bu tarz işlerin Kanada’da çevre edinmenize ve bol miktarda İngilizce pratik yapmanıza imkan tanımalarıdır. Özellikle dil okulu öğrencileri için İngilizce pratik yapmak çok önem taşıyor. Üstelik gönüllü işlerde çalışarak Kanada’ya adaptasyonunuzu hızlandırmanız da mümkün.
Konu ile ilgili olarak sizinle bugün yayınlanan bir haberi paylaşmak istiyorum. Habere göre Vancouver’da yapılacak 2010 Kış Olimpiyatlarının organizasyon komitesinin bugün açılan gönüllü işler sitesine daha ilk günden 1500 başvuru gelmiş ve önümüzdeki 6 haftada 100bin başvuru gelmesi bekleniyormus. Gönüllü olimpiyat işlerine bu kadar talep olması tabi yukarıda bahsettiğim niyetlerin biraz ötesine gidiyor. Olimpiyat biletlerinin en ucuzunun birkaç yüz dolar olduğu, bazılarının 1000-1500 K.doları civarında olduğu ve gönüllü çalışanların bazı oyunları bedava seyredebilecek olmaları doğal olarak talebi arttırıyor. Ama şu da bir gerçek; Kanada kültüründe gönüllü işler çok yaygın ve Kanada toplumuna bir yabancı olarak maddi bir beklenti olmadan yapacağınız katkı gerek potansiyel işverenler gerekse toplumun diğer bireyleri tarafından daha fazla destek almanıza imkan tanıyacaktır.
Gönüllü işler için inceleyebileceğiniz diğer bazı siteler şunlardır:

Kanada İstatistik Enstitüsü‘nün bugün yayınladığı verilere göre Kanada’daki yabancı öğrenci sayısı 2007 yılında 1,047,700’e ulaşmıs. Bu rakam Kanada eğitim kurumlarındaki tüm öğrencilerin %7.7’sini, ülkenin toplam nüfusunun ise %2-3’unu teşkil ediyor. Bu artışın en önemli nedenleri arasında Asya ülkelerindeki ekonomik gelişme, Kanada Devleti’nin etkili pazarlama stratejileri ve yabancı öğrencilerin Kanada’da göçmen olarak kalabilmelerini kolaylaştırıcı politikaların uygulanması olarak gösteriliyor.
Verilere göre Kanada’daki yabancı öğrenci sayısının %46’sını Asya ülkelerinden öğrenciler oluşturmuş. Hindistan, Güney Kore, Japonya ve Hong Kong’dan gelen öğrenci sayısında artış gözlenmis.
Yabancı öğrencilerin %78’i Ontario (Toronto’nun bulunduğu eyalet), British Columbia (Vancouver’un bulunduğu eyalet) ve Quebec (Montreal’in bulunduğu eyalet) eyaletlerinde eğitim almayı tercih etmişler.
Haberin devamını buradan okuyabilirsiniz.
Özellikle üniversitelerde yaz dönemine yaklaştığımız şu günlerde öğrencilerimizden bize Kanada'da staj yapıp yapamayacakları konusunda çok fazla soru geliyor. Kanada'ya bir yabancı öğrenci olarak doğrudan staja gelmeniz malesef mümkün değil. Kanada'da stajlar diploma, lisans, yüksek lisans ya da doktora programlarının bir parçası olarak sunuluyor. Bu programlardan birine başvurup kabul alırsanız ve o programın ücretli staj opsiyonu (co-op) varsa staj yapabilirsiniz. Genelde öğrencilerimizin düşündüğü tarzda Kanada'da sadece staj yapabilecekleri bir program malesef sözkonusu değil. Ama eğer benim için ücret önemli değil, ben Kanada'da iş tecrübesi edinmeyi hedefliyorum diyorsanız potansiyel iş verenlerle doğrudan yazışıp kendiniz için bir fırsat yaratmayı deneyebilirsiniz. Çünkü Kanada'da ücretsiz stajlar için çalışma izni almanız gerekmiyor (normalde öğrenci olarak çalışma iznine başvurabilmek için yukarıdaki programlardan birinde kayıtlı olmanız gerekiyor). Ama iş bulsanız bile Türkiye'deki Konsolosluk buraya kalıcı olarak gelmeye çalışmadığınızdan, stajdan sonra TC'ye döneceğinizden emin olmaya çalışacaktir.
Konu ile ilgili olarak aşağıdaki bağlantıları da inceleyebilirsiniz:
http://www.kanadam.com/kanadada-staj-programlari
http://www.kanadam.com/blog/kanadada-ucretli-staj-yapmanin-avantajlari
http://www.kanadam.com/blog/kanada-da-bir-yabanci-olarak-is-bulabilir-mi...
http://www.kanadam.com/blog/kanada-ogrenci-vizesi-nasil-alinir
Asağıdaki makale, Victoria, BC'de yaşayan, Vancouver Adası Türk Derneği kurucusu ve ilk başkanı, değerli büyüğümüz Sayın Salih Zeki Çınar tarafından yazılmıştır. Sayın Çınar'a, bu güzel makaleyi bizimle paylaştığı için çok teşekkür ederiz.
1958’den Bir Göçmenlik Hikayesi
Yazar: Salih Zeki Çınar
1955 yılında Amerika’dan Türkiye’ye dönmüş ve Orman Mühendisi olarak Ankara’da görevime devam ediyordum. 1950 - 1960 yılları, Başbakan Adnan Menderes’in nurlu ufuklara ulasacağı günler uzak değil, her köşeye bir milyoner koyacağız dediği fakat herşeyin pek az veya hiç bulunmadığı, yok yoklar ve kuyruklar devresiydi.
Ankara, Bahçeli Evler’de oturuyorduk.Yanımıza Bolu köylerinden bir orman işçisinin sekiz yaşındaki kızını evlatlık gibi almıştık. Bakkala, kasaba gönderir ve ufak tefek şeyler aldırırdık Hacer’e. O sıralarda birçok kuyruklar arasında en önemlisi et kuyruğu idi. Küçücük Hacer sabah erkenden kuyruğa girer, saatlerce bekledikden sonra eli boş eve gelir ve gözleri dolu “ Hanım baa gelene gadar et bitti” derdi. Biz de kuru fasülye, pilav ve lahana turşusu yer, küçücük radyomuzdan Adnan Menderes’in nurlu ufuklar nutuklarını dinler ve hayalle yaşardık.
Bir gün bakkala gittim ve patrona tuvalet kağıdı var mı diye sordum. Sorumu yanlış anlamış gibi yüzüme baktı ve tulum peyniri mi? dedi. Hayır tu-va-let kağıdı dedim. Ne tuvalet kağıdı, geç beyim geç dedi. Ben de tuvalet kağıdı ümidi kalmayınca dairedeki daktilo kağıtlarını dörde böldüm ve tuvalette duvara astım.
Yoklar böyle devam ederken hep Amerika’daki rahatlık ve bolluğu düşünürdüm. Yok denen bir şey yoktu. Öğrenci olmamıza rağmen küçük paramızla yine de rahattık.
Yıl 1958’di. Bir gün iki arkadaş Kanada’ya göçmen olarak gitmeyi tasarladık İlk iş Kanada Elçiliğine gidip bu isteğimizi anlatmaktı. İkimiz de Amerika’da bulunmuş ve Kanada hakkında oldukça bilgimiz vardı. Bilhassa ormancı olmamız ve Kanada’nın da bir orman memleketi oldugunu düşünerek yarım yamalak İngilizcemizle dahi gidince orada iş bulacağımıza kendimizi inandırmıştık. Bir gün elçiliğe gittik. Girişte sarışın ve boylu bir Kanadalı hanım bizi karşıladı. Biz Kanada’ya göçmen olarak gitmek istiyoruz, Sayın Elçi’yi görebilir miyiz dedim. Hanım: Elçi çok meşgul Konsolosla görüşmek ister misiniz dedi. Biz de isteksiz ama peki dedik. Konsolos Fransız asıllı bir kimseydi. Konsolosa biz hemen gitmek istiyoruz dedim. İşlemler 6 ay sürer dedi ve işleme basladı. Ormancı olduğunuz için Kanada’da iş bulmanız zor olmaz diye ekledi.
Göçmen olarak kabulümüz haberi uzun surmeden geldi. Toronto’ya gidip orada göçmen ofisiyle gorusmemiz istenmisti. Herşeyimizi satıp uçak parası yapmıştık. 2 Eylül 1958’de Ankara’dan o zamanki Pan American hava yolları uçağıyla ayrılmış ve Shanon, İrlanda’da durdukdan sonra New York‘a inmiştik. Ankara’dan hemen ayrıldıkdan sonra rahat bir hayata ulaşacağımızın sevinci ile uçakta viski ısmarlamış ve şerefine diye içiyorduk. Bizi pek neseli gören ve Orta Doğu’dan dönen yaşlı bir Amerikan iş adamı gülerek sordu: Nereye gidiyorsunuz? Kanada’ya. Peki orada bir iş temin ettiniz mi gitmeden? Hayır. Aman Allahım bu ne cesaret , şimdi Kanada’da işler çok iyi değil, bu çocuklarla ne yapacaksınız? Bu soruya cevap veremedik. Suratlarımız uzadı ve viskiyi bir yudum daha içemedik. New York’tan Trans Canada uçağıyla 3 Eylül’de Toronto Malton hava limanına indik. Taksiye binip şehre gittik. Kalacağımız Fort Oteline gelince taksi söförüne ne kadar dedim. Beş dolar dedi. Cebimde sadece 25 dolar ve bir de yedi dolarlık bir çek vardı. Beş doları verdim . Şöför 25 cent daha istedi. Neden? Çünkü Kanada doları 105 Amerikan Cent’i idi. O sıralarda Türkiye’de dolar bulmak çok zor idi. Bir gün Ulus’taki Maliye bakanlığına saat beşten sonra gittim. Maliye Müsteşarı Şefik Soyer’i görüp dolar isteyecektim. Koridorlarda benden başka kimse yoktu. Kapıyı heyecanla tıkladım. Gir deyince içeri girdim. Yarı belime kadar eğilip saygımı gösterdim. Şefik bey: Ne istiyorsun oğlum? Beyefendi ailece Kanada’ya gidiyoruz. Dolara ihtiyacım var. Biraz lütfeder misiniz dedim. Düşündü ve sana 25 dolar veriyorum dedi. Parayı alıp teşekkürle ayrılmıştım.
Toronto’da hemen Immigration ofisine gitmiştik. Biz orman mühendisiyiz ve mesleğimizle ilgili iş istiyoruz dedik. Bu sırada orman piyasası çok düşük ve orman şirketleri eleman almıyorlar, ama biz size iş bulana kadar bir miktar para (Kanada’da yoksul ve işsizlere verilen bir para) verir ve kendi mesleğinizde iş buluncaya kadar geçinirsiniz dediler. Ben buna itiraz ettim. Hayatımda çalışmadan bir para almadım dedim ve ne çeşit iş bulursanız yapmaya hazırım dedim. Peki sizi bir ağaç fidanlığına ( Chrismas Tree Farm) göndereceğiz orada geçici bir iş var. Peki dedik. Fidanlıkta işimiz iki metre boyundaki ağaçları toprağıyla yerden çıkarıp ambalajlamaktı. Bu ağaçlar yaklaşan Noel mevsiminde evlerde süslenecekti. İş bizim için ağırdı ve hiç yapmadığımız bir şeydi. Orada iki hafta kadar çalıştık ve fidanlık sahibi geldi ve bize iş bitti zaten sizin yapacağınız bir iş değildi bu dedi. Hele şu adam kaytarıp durdu diyerek arkadaşımdan memnuniyetsizliğini gösterdi. Tekrar ofise gidip iş istedim. Evet sana bir iş daha var dediler. Bu defa Toronto’nun 40 kilometre uzağında bir yerde kamyona koyun yükleyeceksin. Peki dedim. İş yerine gittim bana baktılar ve bütün gün kamyona koyun yükleyecek kuvvette bir şahıs olmadığıma karar vermişler ki bu iş sana göre değil dediler. Sen daha once ne iş yapardın? Ben Orman Mühendisiyim. Seni Immigration nasil bu işe uygun gorur? Git söyle onlara. Oradan üzülerek ayrıldım. Bana yeni bir iş buldular. Büyük bir mağazanın deposunda süt tozu çuvallarını bir yerden alıp başka bir yere götürmekti. Bütün gece değirmenciyle döğüşmüş gibi yüzüm gözüm beyazdı.
Gece yapılan bir işti. Akşam yemeği zamanında biz işçilere bir dolar yemek parası verirler ve karnınızı doyurun derlerdi. Bir pazar günü oturup bütün Kanada çapında bulduğum iş adreslerine mektup yazarak Orman Mühendisi olarak iş istedim. Biri müstesna hepsinden üzülüyoruz ama iş yok diye nazik cevaplar geldi. Bir akşam eve gelince hanım, sana bir telgraf var dedi. Sevinçle okudum. Derhal Prince George, B.C.’de Orman Bölge Müdürünü görmek icin hareket et deniyordu. Hemen hemen Kanada’yı bir uçtan diğer ucuna geçmemiz gerekiyordu ama bu bir işti, nasıl kaçırılırdı. Çalıştığım yere ben işten ayrılıyorum dedim. Başımızdaki görevli (foreman) hayretle nasıl böyle işi bırakırsın dedi. Ben Orman Mühendisiyim ve mesleğimde bir iş buldum dedim. Bak hiç anlayamamıştım bunu. Buradaki çalışanların hepsini sokaktan topladım dedi. Bana bütün işçiler birlikte bir akşam yemeği verdiler. Ben de yemek param olan bir doları yol masrafları için bir araya koydum. Aralık sonlarında trenle üç gün üç gecede Prince George’a geldik. Sevincimizden Kanada’nın kışı bize bir dağ tatili kadar tatlı geliyordu. Bütün emelimiz biraz para yapıp beş yılda Türkiye’ye dönmekti.
Prince George’da bir gün çocuklar sinemaya gidelim dediler. Sinema binası hemen motelin karşısındaydı. Caddenin yarısından geri döndük. Karlı bir günde ısı eksi 30 derece idi. Orman Dairesine gittikten sonra Türkiye’den geldiğimi duyan ormancılar Kanada kış koşullarına uygun ormanda giyecek elbisem olmadığını düşünerek bir gün bana bir paketle gerekli kış elbise ve ayakkabılarını iyiliksever bir ormancı hediye olarak getirdi. O şahsın bu pek insani yardımına bütün hayatim boyunca müteşşekirim. İlk gün ormana çıkarken bana verilen bütün elbiseleri üst üste giymiştim. Uzaya çıkacak astronotlara benzemiştim. Bana bir çift te hedik (snow shoes) verdiler, kar üstünde rahat yürüyebilmek için. Dört kişilik çalışma grubunun en küçük kıdemlisi bendim. Bu gençler benim, aralarında geçici olduğumu biliyor ve bir kınskançlık duyduklarını anlıyordum. Görevimiz ormanda kesilecek ağaçları boya fışkırtarak işaretlemekti. Bir gün bana dediler ki bizim bir geleneğimiz var, grubumuza yeni gelen herkesi boyarız. Beni, mavi boyayla boyadılar ve hepsi gülüştü.
Prince George’a gönderilmemin nedeni Kanada ormancılığını ormanda ve en aşağı düzeyde çalışarak görmemdi. Bunun bana çok faydası oldu. Dokuz ay sonra asıl görev yerim olan Victoria, B.C. British Columbia’nın baş şehrine geldik. Prince George’da doğan oğlumuz ile şimdi beş nüfuslu bir aile idik. Orman Mühendisi olarak imza atma yetkisi için her Kanadalı ormancı gibi benim de bir tez yazarak bunu ilgili kuruma Kabul ettirmem gerekiyordu. En önemli koşullardan birisi tanınmış bir üniversite mezunu olmaktı. Yaptığım başvuruya, İstanbul Üniversitesi tanınmış bir üniversite değil ve bu nedenle sana lisans veremeyiz dediler. Bir hayli yazışmalardan sonra lisansı almaya hakkım olduğunu kabul ettiler. Victoria’da otuz yıl Orman Bakanlığında çalıştıktan sonra 1988’de erken emekli oldum.
Bir gün Victoria’da bana nasıl iş verdiklerini söylediler. Ben Toronto’dan British Columbia Orman bakanına hitap eden bir mektup yazmış ve iş istemiştim. Bakan mektubumu alıp Orman Genel müdürüne götürüyor ve birisi iş istiyor, kendisine bir cevap verin diyor. Genel Müdür mektubumu baş Civil kültürcü beye veriyor ve soruyor: Orman Genel Müdürlüğünde her memleketten ormancı çalışıyor, Türkiye’den de var mı? Cevap hayır. Genel Müdür, işte bir tanesi iş istiyor. Hemen buraya gelmesi için bir telgraf gönder diyor. Bundan kısa süre sonra Victoria gazetesinde bir yazı çıkıyor: Başlık: mini United Nations (Küçük Birleşmiş Milletler). Orman Bakanlığında her memleketten ormancı ve bir de Türkiye’den var.
Bu güzel ülkede uzun yıllar boyunca ailece acı ve tatlı günlerimiz oldu. Hayat nerede olursanız olunuz inişli ve yokuşlu. Sonuçta eğer sıhhatli iseniz ne mutlu size. Yaşadığınız yer ikinci derecede önemli.
Kanada’ya Türkiye’den gelecek göçmenlere tavsiyem: dürüst ve çalışkan olun. Karşılaşacağınız mücadelelerden yılmayın. Bir gün emeğinizin semeresini göreceksiniz. Burası sulh ve harmoni içinde yaşanan bir ülke. Bu memlekette hayatınızı kazanacaksınız. Öyleyse buraya sizin de bir borcunuz olacak. Bu ülkeye bir katkıda bulunun ve ekmeğini yediğiniz için minnettar olun. Sırası gelince gönüllü işler yaparak vicdan huzuru ile buranın nimetlerinden faydalanın. Örneğin ben emekliye ayrılınca gönüllü iş aradım. Bana niçin gönüllü çalışmak istiyorsun dediler, ben de Kanada bana istikbalimi temin etti, ben de şimdi birazcık da olsa gönüllü ve parasız çalışmak istiyorum dedim. Ben ve eşim beş yıl, yaşlı ve kimsesiz kalmış insanlara yardımcı olduk. Bu hizmetimizi Kanada Sağlık Bakanı bir takdirnameyle onurlandırdı. İçinde bulunacağınız Türk toplumuna katkıda bulunun. Zaman zaman bir araya gelmeği bir zevk bilin ve buradaki pek çok etnik grupların yaptığı gibi bilimli bir toplum olarak varlığınızı gösterin. Göreceksiniz ki bizler bu konuda çok geç kalmışız. Bugün vatana hizmet yalnız Türkiye’de değil dünyanın neresinde olursanız olun yapılabiliyor. İnanın ki burada adımızı duyurmak ve başka etnik gruplardan hiç bir aşağı tarafımız olmadığını faaliyetlerimizle göstermek Türkiye hudutlarında nöbet bekleyen mehmetçiğin görevi kadar kutsal ve elzemdir.
Salih Zeki Çınar
Kanadam.com ekibine gelen yoğun talep üzerine bu yazımda Kanada’ya işçi ya da göçmen olarak gelmek konularında bilgi vermek istiyorum. Kanada’ya işçi ya da göçmen olarak gelebilmek için izlenmesi gereken prosedürler birbirinden farklı olduğu için iki konuyu ayrı ayrı ele alacağım. Dilerseniz önce işçi olarak nasıl gelinir ondan bahsediyim.
Kanada’da işçi olarak çalışabilmek için öncelikle çalışma izninizin olması gerekiyor. Çalışma izni alabilmek için de ilk önce Kanada’da iş bulmanız gerekiyor. Kanada’nın işçi açığı olan bir ülke olduğu gerçek ama özellikle elinde çalışma izni olmayan yabancıların Kanada dışından iş bulmaları da öyle çok kolay değil. Bunun nedeni iş verenlerin uzun süren çalışma izni prosedürleri ile uğraşmak istememeleri. Ancak Kanada’nın ekonomisi (ve dolayısıyla inşaat, üretim ve hizmet sektörleri) şu sıralar çok aktif olduğu için özellikle “Trade Worker” yani “Taşeron İşçi” kategorisinde eleman açığı çok fazla ve dolayısıyla iş verenler yurt dışındaki yabancı işçilerden gelen iş başvurularına daha olumlu bakıyorlar.
İşçi olarak Kanada’ya gelebilmek için sağlamanız gereken en önemli iki koşul:
Türkiye’de çok sayıda yetenekli ve işinin ehli işçi / usta olmasına rağmen adayların çoğu bu iki engele takılmaktadırlar. Dolayısıyla Kanada’da işçi olarak çalışmak isteyen kişilerin öncelikle bu iki konuda yeterlilik sağlamaları gerekmektedir. İngilizce için çözüm bariz. Eğer beraberinizde İngilizce bilen biri Kanada’ya gelmiyorsa oturup İngilizce çalışmaya başlayacaksınız. Peki ustalık belgesi nasıl alacaksınız? Bu açıdan özellikle teknik lise ya da yüksek okul mezunu adaylar şanslı çünkü ellerinde diplomaları var. Elinde hiçbir belge olmayan adaylar bulundukları bölgelerdeki İşçi Bulma Kurumlarına başvurarak ustalık belgesi edinme prosedürleri hakkında bilgi alabilirler.
Peki tüm koşulları sağlıyorsunuz_ Kanada’da iş de buldunuz…sonra ne olacak? Kanada’lı işvereninizin Kanada’da İnsan Kaynakları ve Sosyal Gelişim Bakanlığına (Human Resources and Social Development Canada – HRSDC) Labor Market Opinion (LMO) başvurusunda bulunması gerekiyor. Eğer çalışma izni başvurusu için bir danışmanlık firması ile çalışıyorsanız firmanızın Kanada’lı iş verene konu hakkında gerekli yönlendirmelerde bulunması gerekir. Çünkü özellikle daha önce yabancı bir işçi ile çalışmamış şirketler prosedürler hakkında yeterli bilgiye sahip olmayabiliyorlar. LMO prosedürünü işveren şirketinizin ve sizin ise uygunluğunuzun Kanada Hükümeti’nden onayı olarak düşünebilirsiniz. Kanada Hükümeti bu prosedür ile para karşılığı yurtdışından işçi getirebilecek şirketlerin önünü kesmeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla para karşılığı size çalışma izni alacağını söyleyen şirketlere güvenmemenizi tavsiye ederiz. Çünkü HRSDC iş verenin içini dışını çok ince bir şekilde araştırmaktadır. Para karşılığı bu işi yapan bir şirketin HRSDC’den LMO onayı alması çok zor bir ihtimaldir. LMO prosedürünün diğer bir amacı ise yurtidışından kontrolsüz getirilecek işçilerin Kanada’daki işçi ücretlerinde haksız rekabet oluşturmasını engellemektir.
LMO’nuz çıktıktan sonra sürecin Türkiye ayağı başlamaktadır. Bu belge ile Ankara’daki Kanada Konsolosluğuna çalışma izni başvurusunda bulunmanız gerekiyor. Çalışma izni başvuru süreci Türkiye’de ortalama 6-9 ayda sonuçlanıyor. Çalışma izniniz onaylanırsa Konsolosluk pasaportunuza Kanada giriş vizesi de başıyor ve böylece herşey tamamlanmış oluyor. Daha sonra buraya gelip çalışmaya başlıyorsunuz. Çalışmaya başladıktan sonra eğer şartları yerine getiriyorsanız Kanada içerisinden göçmenlik başvurusunda da bulunabiliyorsunuz. Peki Kanada göçmenliğine nasıl başvuruluyor?
Kanada’da göçmenlik statüsü (Permenant Reşident – PR) alabilmek için şartlarınıza göre izleyebileceğiniz farklı rotalar vardır. Bu rotalar kısaca söyle özetlenebilir:
Dolayısıyla Kanada’ya göçmenlik başvurusunda bulunmadan önce şartlarınızı çok iyi irdeleyip size en uygun rotayı izlemeniz göçmenlik sürecinizin en hızlı ve olumlu bir şekilde sonuçlanmasını sağlayacaktır. Skilled Worker kategorisinden biraz daha detaylı olarak bahsedecek olursak öncelikle bu alanda başvuru yapabilmek için CIC (Citizenship and Immigration Canada ‘nın online olarak yaptığı Skilled Workers and Professionals Self Assessment Test ‘den en az 67 puan almanız ve en az 1 yıl tam zamanlı iş tecrübesi sahibi olmanız gerekmektedir.
Bu testte kısaca kişinin eğitim durumu, yabancı dil bilgisi, iş tecrübesi ve Kanada’da ayarlanmış bir işi olup olmadığı, vb. gibi kriterlere göre puanlama yapılmaktadır. Eğer testten 67’yi geçiyorsanız Skilled Worker kategorisinde göçmenlik başvurusu yapabilirsiniz. Tabi testi geçmeniz göçmenliğinizin kesin olumlu sonuçlanacağı anlamına gelmemektedir. Bu testi sadece bir ön eleme olarak düşünebilirsiniz. 67 barajını geçtikten sonra başvuracağınız kategoriye göre belgelerinizi tamamlayıp Konsolosluğa iletmeniz gerekmektedir.
Kanada göçmenlik başvuruları Türkiye’den ortalama 5 yıl, Kanada’dan ise ortalama 2 yılda sonuçlanmaktadır. Türkiye’de bu sürecin sonuçlanmasını 5 yıl beklemek istemiyorsanız alternatif olarak Kanada’ya eğitim amaçlı gelerek göçmenliğinize Kanada’dan da başvurabilirsiniz. Bu şekilde Kanada’da eğitiminizi tamamlarken göçmenliği de aradan çıkarmış olursunuz. Tabi Kanada’ya gelir gelmez göçmenlik başvurusunda bulunabilmek için yukarıda belirtilen şartları sağlıyor olmanız gerekmektedir. Ama Türkiye’deyken bu barajı geçemiyorsanız Kanada’da alacağınız eğitim ve eğitiminiz süresi ve sonrasında kazanacağınız iş tecrübesi ile puanınızı oldukça yükseltmeniz mümkün. Kanada’da eğitim alternatifleri hakkında ayrıntılı bilgiye websitemizin Kanada’da Eğitim ve Blog bölümlerinden ulaşabilirsiniz.
Kanada’ya işçi, göçmen ya da öğrenci olarak gelmek konularında daha fazla bilgi için iletişim sayfamızdan bize yazarsanız size yardımcı olmaktan mutluluk duyarız.
“Kanada nasıl bir yer?” diye bana soran çok oluyor. Soruya soruyla cevap verilmez ama genelde bana bu soruyu soranlara ben de “Avrupa nasıl bir yer?” sorusu ile karşılık veriyorum. Avrupa’nın kışın gölleri buz tutan İskandinav ülkelerini mi, yoksa ırkçılığıyla ön plana çıkan Fransa, İsviçre ve Avusturya’sını mı, Akdeniz kokan İspanya, İtalya’sını mı, yoksa bizim Ege’nin aynası gibi duran Yunanistan’ını mı soruyorsunuz demek istiyorum. Bu sorumla toprakları neredeyse kocaman bir kıtayı kaplayan Kanada’nın her yerinin aynı olmadığının altını çizmeye çalışıyorum.
Kanada Amerika’nın hemen üstünde yer almasına ve Amerika ile aynı dili konuşuyor olmasına rağmen (Quebec eyaleti hariç) Amerika’dan oldukça farklı bir ülkedir. Kanada sistem ve kültür olarak Avrupa ile Amerika’nın iyi bir karışımı gibidir. Kanada hayat standartlarının yüksek olduğu barışçıl, liberal ve insana değer veren bir ülkedir. Üstelik diğer G7 ülkelerinin aksine hala her yıl yüzbinlerce insanın daha iyi bir yaşam sürdürmek ümidi ile göç ettiği bir ülkedir. Örneğin 2007 yılında yapılan bir ankette Kanada’daki göçmenlerin %80’ine yakını Kanada’nın göçmenler için iyi bir ülke olduğunu düşünürken bu oran Amerika için %48, İngiltere için %38 ve Almanya için %34’te kalmıştır.
Kanada diğer sanayileşmiş ülkelere nazaran hem federal hem de eyaletler bazında son yıllarda bütçesi fazlalık veren bir ülkedir. Bu da Kanada ekonomisinin ne kadar canlı olduğunun bir göstergesidir. Kanada sanayisinin yanında aynı zamanda doğal kaynakları ile de gelir elde eden bir ülkedir. En önemli doğal kaynakları arasında ormancılık ve petrol gelmektedir. Artan petrol fiyatları ile Alberta eyaletindeki kum petrollerinin çıkarımının ekonomik hale gelmesi sonucu Kanada şu an Suudi Arabistan’dan sonra dünyada en çok petrol rezervine sahip 2. ülke durumuna gelmiştir. Kanada şu an Amerika’ya en çok petrol ve doğal gaz ihraç eden ülke durumundadır. Diğer taraftan özellikle Çin ve Hindistan gibi sanayisi hızla gelişmekte olan ülkeler Kanada’nın enerji, metal ve kimyasallarına büyük bir iştahla bakmaktadırlar. Bu da Kanada’nın ileride dünya politik arenasında çok daha fazla söz sahibi olacağı anlamına gelmektedir.
Peki Kanada’nın başlıca sorunları nelerdir? Kanada’nın şu an çözmeye çalıştığı en önemli sorunlarının başında ülkenin eyaletleri arasındaki ekonomik, siyasi ve sosyal farklılıklar gelmektedir. Bu farklılık Alberta’nın petrol gelirlerini diğer eyaletler ile cok fazla paylaşmak istememesi ile daha ön plana çıkmaktadır.
Kanada’nın diğer bir sorunu ise Fransızca konuşan Quebec eyaletinin bağımsızlık sorunudur. Kanada’nın iki resmi dilinden birinin Fransızca olmasına ve Quebec’lilerin Kanada siyasetinde etkin rol oynamasına rağmen yaklaşık 40 yıldır Quebec’in Kanada’dan ayrılıp ayrılmaması tartışılmaktadır. Geçmişte yaşanan bir iki terör olayının hariçinde bu sorun demokratik kurallar çerçevesinde tartışılarak çözülmeye çalışılmaktadır. Hatta Quebec’in bağımsızlığı için 1995 yılında Quebec’te referanduma gidilmiş ve halkın %50.6’si bağımsızlığa karşı hayır oyu kullanmıştır. O zamandan beri bu sorun medyayı çok fazla meşgul etmemektedir.
Kanada’nın gündemindeki diğer bir konu da ülkenin Amerika ile olan ticaret ve sınır güvenliği anlaşmazlıklarıdır. 11 Eylül terör olaylarından beri Amerika’nın Kanada sınır kontrollerini arttırması ile sınırlardan geçiş uygulamaları konularında tartışmalar yaşanmaktadır.
Ya Kanada’nın meşhur kışları…? Kanada, geniş coğrafyasından dolayı sınırları içerisinde iklim açısından büyük farklılıklar gösterir. Ülkenin kuzeyi buzullarla kaplıdır. Nüfus ağırlıklı olarak ülkenin güneyinde 8900 km uzunluğundaki Amerika sınırı boyunca yaşamaktadır. Doğu’da (Toronto, Montreal, vs.) ve ülkenin orta kesimlerinde (Calgary, Winnipeg, vs.) kışlar genelde sıfırın altında, yazlar ise sıcak geçer. Buna karşılık ülkenin batısında (Vancouver ve Victoria gibi) hava sıcaklıkları daha ılımandır ve bu bölgelerde kışları nadiren kar yağar.
Aslında Kanada ile anlatacak daha o kadar çok şey var ki… herşeyden bahsedebilmek için bir yazı dizisi hazırlamak lazım. Ama sunu söyleyebilirim ki yurtdışında eğitim almayı düşünen öğrencilerimiz böylesine güvenli ve medeni bir ülkeye gönül rahatlığıyla eğitim almaya gelebilirler.

8-9-10 Ocak'ta Kanadam.com ekibi olarak Marmara Üniversitesi'nin düzenlediği Eğitim Fuarı'na katılıyoruz.
Yurtdışı eğitim, Kanada'da öğrencilik ve yaşam, İngilizce kursları, dil okulları vs. ile ilgili aklınıza takılan her türlü soruyu gelin bize sorun, yanıtlayalım.
Yer: Marmara Üniversitesi, Göztepe Kampüsü, Spor Salonu
Tarih: 8-9-10 Ocak 2008
Saatler: 09:00 - 19:00
İstanbul'da görüşmek üzere!